4 Temmuz 2021 Pazar

Hey Vapurlar Trenler

 


Oğuz Atay’ın Demiryolu Hikayecileri adlı öyküsü, ardından, Leyla Erbil’in  “Konuşmadan Geçen Bir Tren Yolculuğu” derken, içinden tren geçen bir başka öykü : Oktay Akbal ve   “Trenlere Bakmak”. Banliyö trenlerine dair izlenimler “…Trenlere bakmak…Bugünkü işim bu. Zaman zaman tek bir konu ile ilgilenmek isterim. Başka şeyleri düşünmeyeyim, düşünemez olayım diye… Bir noktada yoğunlaşmak mı demeli buna?” Yoksa kendini soyutlamak mı üzücü, sıkıcı konulardan? Kaçmak belki de, kendinden, kafanın içindeki düşüncelerden, gerçeklerden…”

Tek bir konu ile uğraşmak, Edgar Allan Poe’nun “Tek etki kuramı”  kısa hikâye türüne ilişkin ilk kuramsal yaklaşı, Poe'ya göre bir hikâye okuyucunun zihninde tek bir etki yaratacak şekilde kurgulanmalı, hikâye metninin tamamındaki kişiler, olaylar ve mekânlar bu tek etkiyi oluşturmak için hizmet etmeli...

 O.Akbal’da tek bir etkiyle “yoğunlaşmak” ve “kişisel dertlerden uzaklaşmak” yolunda:   “İşte bir banliyö treni yaklaşıyor yine. Her sabah penceremden gördüğüm gibi. Binlerce insanı bir yerden bir yere götürerek… Koşa koşa, tıkana tıkana… Yaşamın sürekli bir gidiş geliş, bir kaçış kovalayış olduğunu anımsatarak.” Akbal kitaba adını veren bir diğer öyküsünde (Hey Vapurlar Trenler) İstanbullunun trafikle imtihanını, çilesini bir şehir monografisi gibi ele alır yirmi sayfa içinde, kitabın en uzun öyküsü... tren  uzaklardır, şehirden uzaklaşma umudu, uzaklaşıp hafiflemek, tedbil-i mekan bir süre... sonrası yenilenmiş olarak sevgiliye (şehre) yeniden dönme umudu. Karaderili ozan Langston Hughes’in söylediği gibi “her tren geçişinde-çekip gitmek isterim uzaklara”

Boyalı Kuş

Jerzy Kosinski Boyalı Kuş’ta bir kuşçudan bahseder kitabın bir yerinde, kuşçu biraz psikopat ve sadisttir, sevgilisi ortalıkta görünm...