10 Mayıs 2019 Cuma

Bugün iki kelime : Aşk ve Su




Suyla aram oldum olası iyi oldu. İlk kez üç yaşında annem suya attı. Denize… Tam olarak hatırlıyor muyum ? Hayır ! Fakat tam olarak hatırlıyormuşum gibi geldi bana hep. O anı, o denize atıldığım anı hep hatırladım, ciyak ciyak bir hatıraydı, yüzme bilmiyordum, üç yaşındaydım ve annem denize atıyordu. Şimdi o ana gidelim doktor bey ! Çocukluğumuza inelim ! Yer : Bostancı Teksin Plajı : Bilmeyenler için söylüyorum, İstanbul’da bir zamanlar deniz hamamları vardı. Hayır, İstanbul deniz hamamlarının tarihçesi değil yazmak istediğim suya dair, fakat hamamlara değinmeden olmaz malum hamam ve su ilişkisi… Şimdi, “Teksin Plajı” dedik, hemen yanında Derya Plajı var, bir de gazinosu var plajın “Derya Gazinosu” zamanın en popüler eğlence mekanlarından, son zamanların aynı hatta olan “Dedikolu” meyhanesi gibi, Teksin’in öteki yanı ise “Yumurcak Plajı” küçük, sevimli, dört tarafı tahta perdelerle çevrili kadınlarımız rahatça denize girsinler diye, bu plajlarda kadınlar tarafı diye bir kapalı bölüm var, fakat bu kısmın dışında, önde açık bir bölüm de var, kendini göstermekten çekinmeyen kadın ve kızlar bu ahşap verandamsı iskeleye uzanıyor, arz-ı endam eyliyor, güneş banyosu yapıyor, bir de göz ucuyla plajın yine ahşaptan güvenlik sınırına çapa atmış sandallarında uzanıp aporta dalmış erkek taifesini kesiyorlar. Göz ucuyla ama! Bir an yakıcı güneşten gözleri kamaşmış gibi ya da iri çerçeveli kara güneş gözlüklerinin altından. Bense yaşım henüz tuttuğundan bu güzel kadınların arasında dolaşma, gezinme hatta yanlarına oturma bahtiyarlığına sahibim. Bazen yaşça benden epey büyük en azından ergen olmuş abilerim beni casusluğa bu kadınlar sahnesine yolluyorlar, bazen bir mektup taşıyorum :

“Bak oğlum ! Şurda yatan tam köşede pembe mayolu olan!”

“tamam abi ! bi gazoza patlar sana !”

“ulann! Kaçtık mı burdayız velet !”

“abiii! para peşin kırmızı meşin!” –Nessuno Ç daha o zamanlar dilin hastasıydı bu nedenle “hasta la Vista” ya hasta oldu yaşamı boyunca-

“tamam ulan tamam al şu parayı, ama yanlış birine verme mektubu, iyice anladın değil mi bak tam köşede yatan pembeli, esmer olan!”

“tamam abiii! hizmette sınır yok !”

“yürü lan yürü! Kesss traşı!”

Nessuno yürür. Daha bambino olan Nessuno  Bostancı plajlar mahallesinde oldukça popüler bir velettir bu kadınlar ve erkekler hamamı arasında mekik dokuyup aracılık yaptığından, hani bir tür çöpçatanlık aslında. Nessuno’nun hayatında bilmeden yaptığı ilk çöpçatma icraatlarıdır bunlar.

Nessuno Kadınlar tarafına geçti şimdi. Hedefe kitlendi. Hedef pembe mayolu esmer, şurda tam köşede yatan bronz tenli, iri göğüslü dizi mercan hatun, Nessuno Yaklaştıkça esmer hatunun göğüsleri daha büyüyor sanki, yaklaşıyor, yaklaşıyor, büyüyor, büyüyor, şimdi bağımsız bir çift yuvarlak var Nessuno’nun gözbebeklerinde, yakıcı güneş o gözbebeklerine vuruyor, gözbebeklerindeki bir çift çekim alanını okşuyor güneş, tene vuran ısıtıcı güç, okşayan ışık hüzmeleri, esmer yattığı yerde kıpırdanıyor, teni mayışmış, güneş esriği bir afet, yakıcı bir dilber. Nessuno yerinde çakıldı kaldı, nutku tutuldu, yutkundu, oraya neden gelmişti, bir an iptal oldu, hafızasını zorladı, otuz metre doğu cenahında konuşlanmış ahşap traplenin en üst katına baktı, mektubu veren Tilki Selim ayakta dikilmiş, kaş, göz, el, kol hareketi yapıyor:

 “o o o! evet o oğlum ne duruyosun kazık gibi orda!”

Nessuno o kadar uzaktan Tilki Selim’i duymuyor fakat pandomimayı anlıyor:

“haa! Evett! Mektup! Sahi yaa!”

Esmer dilber de uyanıyor bir şeylere, kafasını kaldırıyor:
“ne var çocuğum ne diye dikiliyosun kafamda deminden beri?”

“şeyyy! Bennn!”


“sen ne yavrum ne istiyosun?”
“hıkkk! mıkkk!”

“ağzında ne geveliyosun sen yaa!”

“ben seniii seviyommm!”

“Neee!”

Ve Nessuno Çıplak ayağının tabanlarını yağlar anında. Tahta perdeleri aşar, kızgın kumlarda taban derisi yanar, kadınlar tarafı sorumlusu devlet kadın Fikriye hanımın delici bakışlarından kurtulur, kapalı kısımda güneşten bitter çikolataya dönmüş annesinin yanından koşarak geçerken kum sıçratır annesinin göbeğine, kadın  “sen neler çeviriyosun yine ? Dursana oğlum ” diye arkasından bağırır Nessuno “çok işim var anne” der ve kadınlar hamamından kendini erkekler tarafına atar. Tam o anda Kara Ayşe’ye toslar ama. Kara Ayşe plajın sahibi Kadir Aga’nın kızıdır. Hakikaten karadır. Tam bir esmer güzelidir. Ve Nessuno’nun ilk göz ağrısıdır. Kara Ayşe’de sever güneşten civciv sarısına dönmüş saçlı, yeşil gözlü, çikolata tenli Nessuno’yu. Saf bir aşktır elbette. Küçük bir çocuğun ablası yaşındaki birine karşı duyduğu platonik bir aşk. Fakat Nessuno ılgıt ılgıt bir şeyler hisseder içinde Ayşe’nin kucağına oturduğunda, Ayşe Nessuno’nun saçlarını okşadığında, o zaman Nessuno bir kediye döner, çok sevdiği kedilerden biri olur, kediye dönüşür, miyavlamaya başlar, o miyavladıkça Ayşe daha bir sevgiyle okşar tüylerini, sonra mışıl mışıl uykuya dalar, tanrım dünyanın en güzel uykusu! Şu yaşa geldim hala o gün çektiğim o enfes uykuların tadı damağımda !

2

Kalın gözlük camlarının arkasından bile belli olan mavi gözleriyle doktor dikkatle hiçbir sözcüğü kaçırmadan dinlemişti Nessuno’yu. Bir süre sessizlik oldu. Nessuno şimdi duvarda asılı olan Picasso’nun “ana oğul” adlı repredüksiyonuna bakıyordu.
“güzel bir resim!” diye mırıldandı Nessuno.
Mavi gözlü doktor bir şey diyecekmiş gibi oldu fakat sadece
bir “hımmmm!” çıktı ağzından…

3

Suya dair bir yazıya niyetle aşka çıkan yollar! Hani bütün yollar Roma’ya çıkar ya “tutto le vie passano di Roma”  bende ki yollar da aşka çıkıyor kendiliğinden. Su gibi, suyun akışı gibi… Bu nedenle aşk ve su iç içedir.  Akış varsa, akmak mümkündür ya da aşk varsa vardır.  Aşk ? Aşk olmadan meşk olur mu a dostlar ! Can damarıdır hayatın ! Yolu sevgiden geçen her ademoğlu elbet bir gün sevgi duvarında buluşur. Çenem düştü yine! Allahtan yazmak var ! Kurtarıyor ! Yoksa halim nice olurdu ! Bırrrr! J

Kalın sağlıcakla !

Hamiş : Kelime Çekmecesi’nin ilk icraatı, okuyucu Narzade’nin istek kelimesi “aşk” tekrar zuhur etti, harlandı bugün. Zaten ne zaman buhar olmuştu ki aşk diyeceksiniz!

“belki balık kavağa çıktığı zaman!” dedi dayım.
Sekiz yaşındaydım, iki yaz dayanmıştım, alçı, onluk çivi, yıldız tornavida ve binlerce öteki alet-edavatı satmaya. Dayım “balık kavağa çıktığı zaman!” demişti hiç unutmam !

Hamişin hamişi J böylece son üç yazımız : aşk…dejavu… aşk oldu, ikinci aşkta su var biraz da… “su” ilerde daha çok işlenecektir. Su bu başka bi şeye benzemez. Çünkü su gibi aktığında gerçekten aşık olursun ! Basta ! Bu sefer kesin gidiyorum ! Sıcacık kahvem beni bekliyor ! J


2 yorum:

  1. Benim çocukluğumunda nadide yerinde durur Bostancı' daki kadınlar plajı. Tom Jones' un ünlü şarkısı Delilah' ı, kulağıma girdiğinden beri unutmadığım o tok sesi. Su apayrı hikayedir. Bende de var öyle bir tane :) Anlatırım. Şad ol nessuno ç.

    YanıtlaSil
  2. Tom Jones'u abimin aldığı longplaylerden tanımıştım çocukken ve engelbert Hunperdinck ile birlikte ilk tanıdığım yabancı şarkıcıydı. Senin su hikayeni merakla bekleyeceğim Momentos ! Sevgilerle :)

    YanıtlaSil

Boyalı Kuş

Jerzy Kosinski Boyalı Kuş’ta bir kuşçudan bahseder kitabın bir yerinde, kuşçu biraz psikopat ve sadisttir, sevgilisi ortalıkta görünm...

Çok Okunanlar